Agalara Geldik

Takip Edin


Merhaba arkadaşlar, yaz gelmesiyle beraber blogu pek güncelleyemedim. Öncelikle hepinizden çok çok özür dilemiyorum çünkü kimse "Öldün mü kaldın mı neredesin?" diye sormadı bile. Bu muydu aga'ya vefa yani yazıklar olsun. Aklıma yazacak konu gelmediği için Agasal yazıp şu sıralar hayat akışımı anlatayım dedim.

En son Agasal'ımı LYS öncesinde yazmıştım (44 gün olmuş peheyt) o yüzden ilk olarak sınavdan bahsedeyim. LYS'ye girmeden önce epey bir rahattım, sınava da kendimi yeterince geliştirdiğime inanarak girdim. Kaldı ki bu dönemin başında 80 Soruda 48 Doğru yapan biri olan Aganız dönem bitimde 80 soruda 77 Doğru yapmaya başlamıştı. Ama sınavda ne oldu ne bittiyse çok aşırı heyecanlandım. Daha sonuçlar açıklanmadı diye moralimi bozmuyorum ama inşallah bu heyecandan dolayı çok salakça yanlışlar yapmamışımdır. (2 gün sonra açıklanacak hadi bakalım)

Sınav sonrası sorulara baktığımda sanırım 68 net gibi bir sonuç çıkıyor ve bu Ege Üniversitesine yeterli. (440 puan gibi)

 Ama Ege Üniversitesine gitmeli miyim ondan da pek emin değilim, çünkü kalacağım yazlık kampüsten 2 saatlik bi uzaklıkta. Öğrendiğim bilgilere göre Ege'de dersler her sabah 8 de başlıyormuş. Yani her sabah saat 5 gibi uyanıp 6'da yola koyulmam gerekecek. Bu da dört sene boyunca çekilecek çile mi diye düşünmüyor değilim. Öte yandan İstanbul'da kalsam güzel bi üniversiteye gitmek için yine 2 saate yakın bi yol almak zorunda kalıcam, yani pek bir şey değişmiyor gibi.

Kafa kurcalayan binbir şeyden bir tanesi bu mesela. Eğer devlet yurdunda kalırsam 200 lira kadar vermem gerekecek her ay. Çok yüksek değil ama ailemden para alamayacağımı düşünüyorum o yüzden yüksek :d

KYK bursuna başvururum, (450 Tl gibi geri ödemeli bursları var) belki ek olarak başka yerden de burs bulurum ama emin değilim sanki gereksiz yere kendimi zorlayacakmış gibi hissediyorum. Sonuçta aynı bursları evdeyken de alabilirim. Her neyse yavv

Üniversite kısmını geçersek başka ne gibi şeyler oluyor hayatımda biliyor musunuz? Hiçbir şey. Temmuza geldik ama ben daha denize bile girmedim. Orada her gün penceremden gördüğüm bi deniz var ama dokunamıyorum, giremiyorum.. Nasıl koyuyor anlayabiliyor musunuz?

Bu hafta içerisinde acilen bi yirmağa falan düşmem lazım, artık atar damarlarımdan fokur fokur ses gelmeye başladı.

Bu yazıyı yazmamın tek sebebi uzun zamandır yazı yazmıyor olmam. O yüzden ufak bi güncelleme yapıp kapatıyorum. Son olarak söylemem gerekiyor; benim için bu ay, aylardan "Dün yediğim hurmalar yarın götünü tırmalar" ayı. İki üç ay önce ettiğim haltlar şuan bi yerlerden çıkıp hello motherfucker demeye başladı. Sonumuz hayrolsun arkadaşlar sonra görüşürüz.

Issız bir adaya düşseydiniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu? Neredeyse hepimiz hayatımızın belli bir kısmında bu soruya maruz kalmışızdır. Hatta pek çoğumuz bu soruyu eğlencesine başkalarına sormuşuzdur. Evet ıssız bir adaya düştüğünüzde yanınıza alacağınız herhangi üç şeyin adadaki hayatınızı çok daha kolaylaştıracağı tartışılmaz bir durum. Peki ya yanınıza üç şey alma fırsatınız olmazsa? 3 şey olmadan vahşi doğada ya da ıssız bir adada hayatta kalabilir misiniz?

Birkaç yabancı kaynaktan öğrenip derlediğim bu yazıda nasıl sörvayvır olabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Hazırsanız başlayalım.

İlk adım: Hipotermi'den Kaçınmak

Nature-Mentor isimli siteye göre doğada yaşanan ölümlerin çoğusu açlıktan veya susuzluktan değil de hipotermiden kaynaklanıyormuş. Peki ne bu hipotermi? Hipotermi vücut sıcaklığının aşırı düşmesi sonucu havale geçirmek veya ateşinizin çıkmasına deniliyor. 37 derecelik normal sicaklığın 35 derece ve altına düşmesiyle başlayan hipotermi çoğu zaman rüzgara yağmura veya kara maruz kalmaktan ötürü ortaya çıkıyor. Yani ilk yapmanız gereken şey kendinize bir barınak yapmak. 

Barınak yaparken dikkat etmeniz gereken şeylerden en önemlisi nasıl olsa yarın medeniyeti bulurum mantığıyla baştan savurup yıkılabilecek bir yer yapmamanız gerektiğidir. Gece yatarken üzerinize düşmesini istemezsiniz herhalde. Öleceğinizden değil de gece gece karanlıkta bir daha uğraşmak zorunda kalırsınız.


Barınak yapmak için ihtiyacınız olan şeyler çok basit. Aynı boyda düzgün iki-üç parmak kalınlığında çubuklar, lifli otları bağlayarak oluşturabileceğiniz ilkel ip, ve yaprakları olan dallar.. İlk olarak kendinize böcekli ve pis olmayan bir ağaç bulmak. Mümkünse bu alanı iyice temizledikten sonra düzgün çubukları ağacın etrafına çadır gibi dizin. Daha sonra yapraklı dallarla üzerini kapatıp en son olarak da sulak bir yerdeyseniz çamurla yaprakları yapıştırabilirsiniz. Çamur kuruduktan sonra içerisi geceleri güzelce yalıtılmış olacaktır. 

Eğer bu türden bir barınağın size çok uğraş vereceğini düşünüyorsanız daha basitini şu şekilde yapabilirsiniz. 

Ancak benim anlam veremediğim bir konu şu ki, eğer kesilmiş bir ağaç bulduysanız muhtemelen 500 metre civarında bir yol vardır. Yani bu durum vahşi doğada hayatta kalmaktan ziyade daha çok kamp kurmaya benzer. Ama kim bilir belki ailenizle pikniğe gidince canınız sıkılır yapmak istersiniz diye paylaşayım istedim, şahsen ben yapmak isterdim basit duruyor. :dd

Ek bilgi: Eğer burası çok dar diyorsanız toprağı kazabilirsiniz ama ne gereği var bilader solucan molucan çıkar

Barınağınızı erkenden yaptınız böylece gece soğuktan ölmeyeceğinizi ve dımdızlak ortada kalmayacağınızı garantilediniz. Şimdi sıra ateş yakmakta.

Doğada ateş nasıl yakılır? Bu sorunun cevabı çok değişik şekillerde olabilir. Art of manliness yani erkeklik sanatı isimli site sayesinde çikolata ve kola tenekesi kullanılarak bile ateş yakılabileceğini öğrendim. İşte size bir kaç taktik.

En geleneksel olanı bir çıtayı başka bir oduna sürterek tutuşturma yöntemidir. Baya zor bir yöntem olmasına rağmen gerçekten işe yarar. Eğer güneş yoksa sanıyorum ki ateş yakmak için bundan başka çareniz yok. Ama eğer güneş varsa çok daha kolayca ateş yakabilirsiniz. 

Eğer yanınızda metal kola kutusu ve çikolata varsa çikolatayı tenekenin altına sürtmeyi deneyin. Böylelikle tenekenin hafif iç-bükeyliğini de kullanarak aynamsı bir yüzey elde edeceksiniz. Daha sonra yapmanız gereken bir ayna veya camla güneşi tenekeye, tenekeyi de çalı çırpıya doğrultmak. Ateş bi kaç dakika sonra yanacaktır. Ancak ortamın çok rüzgarlı olmaması ve ısıttığınız yüzeyin soğumaması gerekiyor tabi ki.

Eğer güneş tam tepede ise büyüteç kullanılarak ateş yakabilirsiniz. Doğada mahsur kalmışız büyüteci nerden bulalım dediğinizi duyar gibiyim ama büyütecinizin olmasına gerek yok. Kendiniz de yapabilirsiniz. Cam şişe, pet şişe, saydam poşet, ayıptır söylemesi kondom ve benzeri şeylerden birini az miktarda da olsa suyla doldursanız büyüteç işlevi görecektir. Tek ihtiyacınız kolay yanan çıra benzeri odunlar ve sabır.

İhtiyacınız olur diye ek bir bilgi vermek istiyorum. Eğer batarya/pil ile çelik yünü sürterseniz alevlenecektir. Veya çelik yünü sirke dolu bir kavanoza koyarsanız kavanoz ısınacaktır. Tabi doğada kaybolan insanda çelik yün ne arar bilemiyorum ama genel kültür olsun kamp kurmak isterseniz yanınızda götürürsünüz belki.

Soğuktan korunma işlevinizi hallettiniz. Barınak ve ateşiniz var. Sıradaki hayati ihtiyacınız su bulmak. Su bulmak en az ateş yakmak kadar zor olacaktır. Çadır bölgenizin yakınlarından ayrılıp epeyce etrafı taramanız gerekecek ve çok düşük bir ihtimal de olsa akarsu bulacaksınız.. Ancak bu akarsudan çok fazla su içerseniz muhtemelen karın ağrısı ateş yükselmesi gibi bir çok yan etkisi olacaktır. Nedenini tam olarak anlamadım ama bakteriler veya virüslerden kaynaklıdır. Hem sonuçta orman burası kurbağa falan yüzüyordur o suda. 

İçmeyin anam

Su aramaya çalışmaktan ziyade toprağa yağmur suyunu depolayacak bir çukur açmanız sizin için daha faydalı olacaktır. Yağmur yağsa da yağmasa da suya ihtiyacınız olacak ve su kaynağı arayacaksınız. Bu kaçınılmaz. Ama bir ihtimal siz su kaynağı arıyorken yağmur yağarsa en azından çukurunuz dolar. Tabi bu çukuru sadece kazar ve başka bir şey yapmazsanız çamur içersiniz -ki tavsiye etmem ama saygı duyarım- yapmanız gereken çukuru tamamladıktan sonra içini yapraklarla ve taşlarla topraktan olabildiğince ayırmak. Böylelikle su dolduğunda on dakikalık dinlenmeye bırakmanız suyun temizlenmesini sağlayacaktır. İster elinizdeki şişeyi doldurun ister avucunuzla için, artık suyunuz var. 
water collector survival ile ilgili görsel sonucu

Peki yağmur yağmazsa ne yapmalı? Bir çukur kazın, içine bitkiler ekleyin ve bir de kavanoz veya su kovası koyun ardından şekildeki gibi poşet veya herhangi bir jelatin maddeyi çukura yerleştirin. Yoğunlaşan suyu bardağınıza doldurmanın çok kolay ve etkileyici bir yolu.

Ya da eğer dağlık bir yerdeyseniz size tavsiyem zirveye doğru çıkmanız böylece karların erimeye başladığı ve suyun cılız da olsa aktığı noktalar aramanız yönünde. Eğer öyle bir ihtimal de yoksa vejetaryen beslenerek ilk bir kaç gün idare etmeniz ve -maalesef- idrarınızı cam bir kavanozda ağzı açık bir şekilde biriktirmeniz gerekiyor.

Tıp okuyan bir arkadaşımın da zamanında zamanında dediği bir şey var. İdrar insana zararlı değil ve zor durumda kalınırsa içilebilir bir sıvı. Hatta bazı bilim insanlarına göre şifalı bile olabilirmiş. İdrar içmenin tavsiye edilen şekli 3 gün şeker tuz et yağ gibi hayvansal ürünlerin yenilmediği ve sadece vejetaryen beslenmenin yapıldığı bir süre sonrası şeklindeymiş. Böyle bir beslenme sonucunda idrar su gibi berrak ve temiz olurmuş. Önemli bir nokta da idrarın başı ve son damlaları değil de ortası içilmeliymiş.

Konuyu izninizle değiştiriyorum. Meyve ağaçları da su kaynağı olarak kullanılabilir tabi ki. En olmadı çok çok susuz kalırsanız avlanıp avınızın -ölmeyeceğiniz kadar çok da değil abartmayın- kanını içmek gibi bir sapkınlıkta bulunabilirsiniz. Her neyse suyunuzu zor da olsa karşıladınız.

Tebrikler artık bir iki hafta boyunca hayatta kalabilecek kadar şeye sahipsiniz. İnsanlar yemek yemeden birkaç hafta dayanabilir. Isı, barınak ve sudan sonra tek ihtiyacınız yiyecek bulmak olacaktır. Bunun için size bir kaç tuzak kurmanızı öneririm. tabii size tutup geyik avlayın demiyorum açlık oyunlarında değiliz ama şansınız varsa sincap, tavşan, kuş gibi yenilebilir ve az iğrenç olan hayvanlar yakalayabilir böylelikle protein kazanabilirsiniz.

Tabi avlanabilmeniz oldukça düşük bir ihtimal. Ama tuzak kurmakta fayda var. Bunlar faydalı olabilecek tuzaklardan birkaçı. 


traps for animals survival ile ilgili görsel sonucu


Bunlarla uğraşmak yerine ipiniz varsa ok yapmanızı tavsiye ederim, en azından kuş avlarsınız belki.

Bunlar dışında yemek ihtiyacınızı yenilebilir otlardan karşılamanızı ve meyve ağaçları aramanızı tavsiye ederim. Eğer büyük zararsız bir hayvan görürseniz onu takip edebilir ve yediği otları içtiği su kaynağını vs öğrenebilirsiniz. Ayriyeten telefonunuz varsa internetten bulunduğunuz şehirde yenilebilen otları öğrenebilirsiniz.

Pekala her şeyiniz var kuru ve sıcaksınız. Belli bi müddet yetecek kadar suyunuz var, karnınız çok aç da olsa bir iki gün dayanabilecek kadar toksunuz. Bulunmak istiyorsunuz. Yapmanız gereken ateş yakmak ve ateşe yeşil odun atmanız. Yeşil odun -diğer bir deyişle yaş odun- çok duman çıkartır. Duman ise insanları yangın alarmına sokar ve bulunmanız kolaylaşır.

Bazı sorular ve cevapları (hoşuma gitti diye direk çeviriyorum)

Eğer yiyecek hiçbir şey bulamazsam ne yemeliyim?
Böcekler protein açısından zengindir (dinen caiz) Yenildiklerinde bünyeye çoğu zaman zarar vermezler.

Eğer ağaçlardan ve ormandan uzaksam nasıl sığınak yapabilirim?
Delik kaz ve içine gir, eğer gücün delik kazmaya yetmiyorsa sığabileceğin kadar derinlikte bir çukura girip üzerini toprakla kapayabilirsin. Bu seni soğuktan koruyacaktır.

Can sıkıntısında nasıl eğlenebilirim?
Küçük hayvanları sessizce takip etmeyi dene. Bu avlanırken sessiz olmanı da geliştirecektir. Eğer istersen kendi kendine konuşabilirsin de.

Sineklerden nasıl korunabilirim?
Yüzüne ve vücuduna çamur sürebilirsin.


Kaynaklar: 

Evet agalar böyle de bir yazının sonuna geldik. Ben araştırırken eğlendim umarım siz de okurken eğlenmişsinizdir. Önümüzdeki yazılarda görüşmek üzere. Eğer blogu beğendiyseniz sağ alttan bildirim alabilirsiniz. Yeni yazılar oldukça size haber vermeye çalışırım böylece.

Ha bir de yorum bırakmayı unutmayın.. Görüşmek üzere <3

Merhaba Agalarım. Televizyon ve reklamların kullanımındaki artışla insanlar bilinçaltının ne kadar kolay kandırılabildiğini keşfettiler. Beynin bilinçli olmadan bir şeyi yaptırılmasına algı yönetimi diyoruz. Peki algı yönetimi sadece televizyon ve reklamlar aracılığıyla mı yapılır? Tabi ki hayır. Hipnoz da bir çeşit algı yönetimidir.

Peki ya size evde kendi kendinize algı yönetme antrenmanları yapabileceğinizi söylersem ne derdiniz? Evet bu yazımda size hepinizin yapabileceği basit algı yönetim teknikleri vericem. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın çünkü uçağımız kalkıyor.


Bu yazı Melike Nur isimli arkadaş tarafından yazılmış bir misafir yazıdır.

Selam agalar, adım Melike Nur. Bugün bu yazıda sizlere fıstığı bol leblebisi az ortaya karışık öneriler falan yazmayı planlıyorum. Eğer canınız sıkılıyorsa okuyun derim yapacak bir şeyler bulursunuz en azından. Belki bu yazı sayesinde tanışır kaynaşırız. Can sıkıntısına iyi gelen şeyler konulu bu yazıyı beğenirseniz alt tarafta yorum bırakmayı unutmayın. İyi okumalar..

Akfırat Kamp Alanı

Merhaba Agalarım, bugün Agalarsokakta serisine ikinci bir bölüm yazmak istedim. Bu sene okulumuz YGS ve LYS'den önce piknik tarzı etkinlikler yapmaya başladı. YGS'den önce okul bahçesinde sucuk kızartmış ve tüm on ikinci sınıflar olarak sucuk-ekmek yemiştik. LYS sınavına yaklaşık 20 gün kalmasıyla beraber de gerçek bir piknik için ormana gitme kararı aldık. 

Gittiğimiz orman ilk başta Akfırat denen yerdi. Tam olarak Akfırat ormanı denilmiyor, sanırım sosyal tesis gibi bir şey diyorlardı ama biz Akfırat ormanı diyelim. Akfırat'a geldiğimizde gerçekten çok güzel bi kamp alanı olduğunu gördüm; tahtadan evler, koşuşturan çocuklarla dolu bir yerdi. Ancak içeri girmemize izin vermediler. Sanırım kızlı erkekli olarak girilmesi yasakmış. 

ne alaka




Bu yüzden biz de başka bir ormana gitme kararı aldık. Bu yüzden okulumun yönetimini kın kın kınıyorum çünkü Akfırat çok tatlı bir yerdi. 

İkinci gittiğimiz ormanın adını bilmiyorum ama öyle zannediyorum ki Ballı Kayalar Tabiat Parkı veya Saadettin Odabaşı Şenlik ve Piknik Alanı olabilir. Buraya geldiğimizde yaptığımız ilk iş masa toplamak oldu. 

Masaları uzunca bir şekilde birleştirdikten sonra bir adet hocamız mangala girişti, keşke girişmeseydi... 

Üzgünüm hocam ama tuzsuz acısız tam pişmemiş bir mangaldı, zaten YGS zamanında sucuğu da pişirememiştiniz. Sizin mangalla oynamanız insanlık namına yasaklanmalı.

Hocalar mangalı yapmaya çalışırken biz de ormana yayılıp keşif yapmaya başladık. Ormanlar gerçekten çok güzel alanlar. Hele ki piknik alanı olarak kullanılmayan uzun otlu, çiçekli ve ağaçlı yerler daha da güzel.






Bu görüntü de o dediğim uzun otlu ve piknik alanı olarak kullanılmayan yerlere doğru giderken çektiğim bir görüntü. Ahmet'le Ormanın derinliklerine girme kararı aldık. Ya da ben aldım ama Ahmet mecburiyetten kabul etti de diyebiliriz.

Piknik alanından yaklaşık 500 metre falan uzaklaşmışızdır herhalde aşağıya doğru indik indik indik ve en sonunda Ahmetin ayağını bastığı yerden kurbağa zıpladı. 

Hayatımda en çok iğrendiğim hayvan kurbağa ya gerçekten kurbağalar ölsün

Kurbağa Ahmet'in ayağının oralardan zıplayınca tabi benim elim ayağım boşaldı bağırdım köpek diye. 

EVET DOĞRU DUYDUNUZ KURBAĞA GÖRÜP KÖPEK DİYE BAĞIRDIM...

biz de böyle bir delikanlıyız 



Gezinin en sevdiğim kısmı 10TL 'ye at bindiren ablayı 5TL'ye ikna etmem oldu. Dedim ki bak bak iyi dinleyin,  "Abla" dedim "Merhaba ben diyorum ki at böyle boş boş beklemesin 10 liraya binmem ama 5 lira vereyim yine atı yürüt ama üzerinde ben olayım kısa günün karı nasıl fikir?"

 Kadında dedi tamam hadi bin

bindim xd

Pazarlık yapmayı çok seviyorum. Genelde kitap alırken pazarlık yapıyorum. Mesela 20 liralık bir kitabı 12 liraya indirdiğimi hatırlarım. Bu yaklaşık yüzde 40lık bir indirim demektir arkadaşlar boru değil.

Taktik vereyim bakın şimdi önce diyorsunuz ki "Abi bu kaç para" cevabı duyduktan sonra cüzdana bakıyor ve bi anlık kaçamak bakışla kapıya bakıyorsunuz.  Esnaflar bunu hemen anlar demek ki paranız yok, diyin ki "Bana da mı X lira :dd" O da gülüp sana şu kadar olsun der.

Yüzde 90 bu olay böyle olur sahaflarda falan. 

Ama D&R mağazalarına sökmez bu taktik


Burada da düldülün üzerindeyken fotoğraf çekmeye çalışıyordum. Düldüle binerken şunu ögrendim ki kadın siftah yapmamış o gün, dedi ki gidince arkadaşlarına da söyle ata binme işini.

Ben de dedim ki "Abla söylerim ama bir şartla, yanımdaki arkadaşım beleş binecek bir tur olur mu?"

Abla yok evladım moduna girdiği anda Ahmet binmek istemiyorum demeye başladı, canı istemiyormuş.

Sanırsın her gün bahçelerinde at koşturuyor havaya bak




Gezi yapmaktan sıkılıp kamp alanına döndüğümüzde, gitmeden önce aldığımız kakaolu süt ile hocalardan çömdüğümüz kolayı karıştırıp ilginç bir deneye imza attık. 

İnanır mısınız kolalı-çikolatalı süt cidden lezzetli bir içecek oluyormuş ama çok içince tadı kötü geliyor uyarayım. Yarım bardak için yeter.

 Sevdiğimiz bir arkadaşımız buna 'arka bahçede bilim' demişti :d



Çicek florası harikaydı
 (flora = bir bölgenin içinde bulundurduğu bitki topluluğu)

Eğlenirken öğrenelim ☺☻



Ve bitirişi bu fotoğrafımla yapıyorum. Yeşili koruyun ormanları sevin. Ormana gittiğinizde çöpünüzü yerlere atmayın Ahmetle bi çöp konteynırını doldurduk resmen çöp toplayarak.

Bu da böyle bir yazı olsun, eğer sizinde eklemek istediğiniz bir şeyler varsa yorumlara yazabilirsiniz.

Eğer yeni yazılar olunca haberdar olmak istiyorsanız sağ alttaki kırmızı çan şekline tıklayarak bildirimleri açabilirsiniz.

Kendinize iyi bakın görüşmek üzere

Evet Agalarım yaz tatiline çok az kalmasıyla beraber sevgililer telaş içerisine girmiş bulunmakta. Bunca boş zaman varken hep aynı şeyleri yapıp (sinemaya gidip) duran sevgililer için daha farklı aktiviteler topladım. Yalnızsanız üzülmeyin en iyi arkadaşınızı alıp yapabileceğiniz şeyler de mevcut :d

O zaman bakalım bu sevgiliyle yapılabilecek 23 faaliyet neymiş..



Başlıkta Erebos kitabının konusu deyince çok ciddi oldu sanki ama böyle kalsın. Erebos'u bana Tumblr'dan bir arkadaşım yolladı. Kendisi Amasya'da yaşıyor ve hala konuşuyoruz. Erebos'la birlikte iki tane daha kitap yollamış sağ olsun. Onların da isimlerini vereyim, Kurucunun Kızı- Devrimin kızı.