Agalara Geldik

Takip Edin

Depresyondan Nasıl Çıkılır? 10 İnanılmaz Tavsiye!!



By  İkram     12:00:00    Etiketler:,,, 


Depresyon çağımızın yediden yetmişe yaşadığı problemlerden başlıcası. Özellikle hormonal dengesizliklerin yaşandığı ergenlik evresinde (13-17 yaş arası) sık sık karşımıza çıkan bu depresyon, bazen orta yaş krizi (25-35) bazense değişik sebepler ile ileriki yaşlarda görülebiliyor. Peki depresyondan nasıl çıkılır? Gelin bugünkü yazımızda hep beraber depresyondan nasıl çıkılır yani diğer bir deyişle depresyonu nasıl yenebileceğimiz konusunu irdeleyelim.



Depresyonda olan bireyin sorununu çözebilmek için ilk olarak sorunun kaynağını yani ne zaman, neden ve ne şekilde depresyona girdiğini öğrenmeliyiz. Bir sorunun ortaya çıkış kaynağını yok edersek bu sorunu daha kolay  ve temelli ortadan kaldırabiliriz. Aksi halde biz ne kadar düzeldik zannetsek de, aynı sorunla yüzleştiğimizde tekrar depresyona girebiliriz.

Depresyon, ilk etapta kişinin yemeden içmeden kesilip, zayıflaması ile kendini gösterir. Ardından geceleri uykusuzluk, gündüzleri ise fazla uyuma olarak devam eder. İkinci evre depresyon ise kişinin kendinden nefret etmesi, kendine zarar verme düşünceleri içinde bulunmasıyla devam eder. Üçüncü ve son aşamaya gelindiğinde depresyonda olan kişi kendisini bu dünyada bir yere sığdıramaz. Bu sebeple yaşamına son verip kurtulmak (!) ister.

Bir insanın hayatına son vermesi kadar acı bir şey yoktur. Hayat insana bahşedilmiş en önemli şeydir. Biliyorum şuan size hayatın bir anlamı yokmuş gibi geliyor olabilir, ya da belki hayatı sadece acı çekmeyle bağdaştırıyor olabilirsiniz. Ancak her şey sizin elinizde. Bu acıya ve bu bakış açısına son vermek sizin elinizde.

Ben de bundan iki sene öncesine kadar gerçekten kötü dönemlerden geçtim. Gecenin bir yarısı dışarı çıkıp soğuk kış rüzgarları eserken hüngür hüngür ağladığım oldu. Daha sonra ne mi oldu? Bir kaç hafta sonra her şey düzeldi. Sonraki sene tekrar dünyam başıma yıkıldı. Ama kendime dedim ki: o kış gecesinden sonra  ayağa kalktıysan bu olaydan da sağ çıkarsın.

Ve kendime bir kaç kural edindim. Artık depresif düşünceleri hayatımdan çıkartmanın zamanı gelmişti. Bugünkü yazımda size bu konuda bir kaç adet öğüt vermek istiyorum. Yalnız şimdiden belirtmek isterim ki öğüt almakla depresyondan çıkamayacaksınız. Ne zaman ki bunları hayatınıza işlemeye karar verirsiniz, işte o zaman bu hastalıktan kurtulursunuz.

1- Müslüm Baba'ya ve Sezen Aksu'ya biraz ara verme zamanı...

Sevgiliniz, eşiniz veya en yakın arkadaşlarınızı mı kaybettiniz, yalnızlık ve çaresizlik mi hissediyorsunuz. Çözümü Müslüm Gürses'te aramayın. Çözüm sizsiniz. Siz farklı insanlara bağlı değilsiniz. Bağımsız ve kendi hayatı olan bir bireysiniz. Bu yüzden hayatınızdan çıkan diğer insanlar, sizin hayata olan sevginizi azaltmamalı. Sevmek, üzülmek veya ağlamak oldukça normaldir ama sensiz yaşayamam diyerek gecelerce kendinizi harap etmeniz ne gideni geri getirir, ne de size bir fayda sağlar.

Kendinize değer verin annecim. Bunu kimse sizin için yapmayacak çünkü.


2- Bilge bir adamın da dediği gibi (Serdar Ortaç): "Seni çöpe atacağım poşete yazık"

Üstad çok güzel özetlemiş bu konuyu. Size geçmişi hatırlatan ne varsa atın, size içinde bulunduğunuz en acı anıları hatırlatan ne varsa yollayın çöpe. Tertemiz bir sayfa açın hayatınıza. Eğer geçmişteki bir ilişki yüzünden depresyondaysanız, size bu kötü ilişkinizi hatırlatan insanları bile tek tek hayatınızdan çıkartmaktan korkmayın. Eski mesajları silmenizi ve sosyal medyadan engellemenizi söylemiyorum bile. Bunları çoktan yapmışsınızdır çünkü eminim. :)


3- Yazı yaz, şiir yaz, divan şairi ol hiç fark etmez, ama sayfalara dök içini

Sahip olduğumuz en iyi sırdaş defterlerimizdir. Ve bizi en iyi anlayan yine bizizdir. Bu yüzden içimizdeki düşünceleri defterlere anlatmak kendinizi iyi hissetmenizde çok önemli bir rol oynar. Seneler sonra bu deftere bakıp ne kadar kötü zamanlar atlattığınızı görmek inanın insana çok değişik duygular yaşatıyor.

Ne demiş Francis Bacon: Okumak, bir insanı doldurur; konuşmak onu hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır.




4- Evliya Çelebi'den neyin eksik? Gez gitsin..

Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum, gezmek insanın ilk adımı atana kadar hep üşendiği bir şeydir. Bir şehre bilet almaya karar verirsiniz, ardından en ucuz biletleri ararsınız. En son olarak da tam olarak beklediğiniz ucuzluğu bulamaz, paranıza kıyamaz ve bu planınızı ertelersiniz.

Halbuki 30-60 ₺ arası bir otobüs parasını "farz edelim ki bir kazak aldım 60 liraya" diyerek küçümser ve o gazla bileti alırsanız, artık geri dönüşü yoktur. O gezi yapılır, kendinizi bir nebze olsun yenilenmiş hissedersiniz ve eve dönersiniz.


5- Kafelere - Barlara - Alemlere - Kütüphanelere - Etkinliklere - Çeşitli Derneklere - Belediye kurslarına - Alemlere (tekrar söyleyeyim) ve Halk eğitim merkezlerine git

Hobi edinmek ve sosyal ortamlara girmek kafanızı boşaltmanızda size en çok yardım edecek aktivitelerdir. Bu ortamlar sayesinde sadece arkadaş edinmeyle kalmaz aynı zamanda kendinizi de geliştirebilirsiniz. Mesela ben daha ilk defa Türk Alman Kitabevine gittim. Hatta heyecanlı heyecanlı izlenimlerimi "buradaki" yazıda anlatmıştım. Okumak isterseniz bir bakın derim, bana kalırsa herkesin gidip bir tecrübe etmesi gereken bir yer.

Örneğin İstanbul'da yaşayan okuyucularıma İsmek kurslarına yazılmalarını şiddetle tavsiye ederim. Bu kurslar aynı zamanda kurs bitiminde sizlere sertifika da veriyorlar. Bu da demek oluyor ki eğer genç bir birey iseniz ileride CV doldururken kendiniz hakkında daha şık bilgiler yazabilirsiniz.


6- Kendinle tanış ve iyi zaman geçirin

İnsanlar kendilerine bakmak, hobiler ve yeni ilgi alanları edinmek, kendisiyle ilgili yeni bir şeyler keşfetmek için gündelik hayatında kendisine zaman ayırmalıdır. Söyler misiniz? En son neyi ilk defa yaptınız? Hiç yağlı boyayla resim çizdiniz mi? Ya da hiç kartpostal yolladınız mı? Peki ya mektup?

Yabancı diliniz var mı? Diğer ülkelerin kültürleri hakkında bir fikriniz var mı? En son ne zaman bir roman okudunuz? Veya hiç roman yazmayı denediniz mi?

Yeni şeyler deneyin, yeni şeyler yapın. Hayatınızı monotonluktan kurtarın. İlk adımı atana kadar bu gerçekten çok zor olacak, biliyorum. Ama atın o ilk adımı. Bir kez olsun Konfor alanından çıktınız mı işte o zaman depresyonu yenebilecek aşamaya gelebilirsiniz.


7- Ayna karşısına geç ve verebildiğin en iyi gazı ver

Mutlu olmanız önündeki tek engel yine sizsiniz. Aynanın karşısına geçip bunu kendinize söyleyin. Mutlu olmama engel olabilecek tek şey sensin diyin. Ve kendi yansımanıza bakıp, yapabildiğiniz en güzel gülümsemenizi yapın. Dış görünüşünüzü unutun ve o "sahte" gülümsemenin sizde oluşturduğu "gerçek" mutluluğu görün.

Bunu şimdi de deneyebilirsiniz. Gülümseyin. Hayır biraz daha ağzınızı açarak, 32 dişinizi göstere göstere gülümseyin. (Şuan ben de gülümsüyorum :D) Nasıl bir his? Sahte bir gülümse sizi nasıl oluyor da sanki gerçekten mutluymuşsunuz gibi hissettirebiliyor?

Bunun tek bir açıklaması var, o da davranışlarınızın duygularınız üzerinde çok güçlü bir etkisi olduğudur. Mutlu görünürseniz mutlu olursunuz. İngilizcede çok güzel bir deyim vardır.

"Fake it until you make it" yani bir şey olana kadar zaten öyleymiş gibi davranmak. Mutlu olana kadar mutlu gözükün, eninde sonunda bunun sahte bir mutluluk mu yoksa gerçekten mutlu musunuz ayırt edemeyeceksiniz.

Aynı psikolojik fenomenin farklı bir versiyonunu da anlatmak istiyorum. Şimdi sizden ekranın karşısında dediklerimi yapmanızı isteyeceğim. Omuzlarınızı düşürün ve kambur bir pozisyona geçin. Kaşlarınızı küçük Emrah kaşları gibi yapın. Ve son olarak içinizden veya dışınızdan "Ben bir kralım/kraliçeyim. En değerli insan benim, bu yüzden kendimi çok seviyorum" diyin.

Nasıl bir histi? Ne kadar güçlü bir söz söylemiş olsanız da zihninizde çok ezik bir halde olduğunuz canlanıyor öyle değil mi? Peki bir de şöyle deneyelim. Dik durun, burnunuzun ucu havada olsun. Hafif kibirli bir gülümseme takının. Ve kafanızda oldukça ağır saf altın ve yeşil zümrütlerle süslenmiş bir taç olduğunu hayal edin.

"Ben bir Kral/Kraliçeyim. En değerli insan benim. Bu yüzden kendimi çok seviyorum."

Bambaşka bir moda girmedim diyen yalan söyler. Mutlu olmak veya kendinizi sevmek gibi en basit şeyler bile davranışlarınızla doğrudan bağlantılı olan şeyler. Bu yüzden oturuşunuzda kalkışınızda bile kendinizi soylu biri olarak hayal edebilirsiniz.

Eğer soylu birisiyseniz halk tabakasını üzen çoğu şey sizi üzmez.


8- Her gün bol bol su iç ve hava al

Özellikle hanımlar siz bol bol su için ve güneşe çıkın. Çünkü çiçekler iyi bakılmazsa solarlar :))))

Şaka bir yana su içmek ve güneş görmek psikolojik ve fizikolojik açıdan bakıldığında sandığımızdan daha çok önemlidir. Vücudumuzun yüzde altmışının, beynimizin ise yüzde yetmiş üçünün su olduğunu göz önünde bulundurursak; hem cilt ve vücut sağlığı hem de ruh sağlığı açısından suyun önemli olduğunu anlayabiliriz.

Güneş ışığı ise vücudumuzun D vitamini salgılamasını sağlamak dışında biyolojik saatimiz üzerinde de oldukça etkilidir. Güneş görmeyen yerlerde neşe ve eğlence daha azdır. Bunu bizzat kendim Almanya'da gördüm. Şubat ayında saat dört buçuk gibi güneş batıyordu. Güneş varken de hava sanki buzlu bir filtreyle kaplıymış gibi hafif mavi tonlarında seyrediyordu.

Bu durum benim bir haftalık seyahatimde kendimi çok değişik hissetmeme sebep olmuştu. Zaten saat 12.00 gibi uyanıp kahvaltı falan yapmak derken 13.00 gibi anca güne başlıyorduk. Bir de toplam 3-4 saat sonra güneş batıp günü bitiriyordu. Her ne kadar etrafımda çok iyi insanlar olsa da bir yerden sonra kendimi ruhsal açıdan rahatsız hissetmeye başlamıştım.

9- Bırak artık şu illeti hafız

Sigara ve Alkol gerek vücudunuza gerekse zihninize oldukça büyük hasarlar vermektedir. Bugün zaten derdiniz başınızdan aşkınken, yarın sigara ve alkol yüzünden daha büyük bir dert oluşmayacağını nereden biliyorsunuz? Her gün sigaradan kaynaklı ölen insan sayısının Giresun şehri nüfusundan (444,000)  fazla olduğunu biliyor muydunuz. Alkolden kaynaklanan sorunlardan ölen insan sayısı ise 100,000 civarında.

Buna gerek var mı peki? Hadi ölmediniz bu 20 sene içerisinde diyelim. Sigaranın yüzünüzde, dişinizde, bıyığınızda bırakacağı çirkin görüntü; alkolün cilt tonunuzda, beyninizde, kilonuzda oluşturacağı olumsuz etkiler yine dönüp dolaşıp sizi üzecektir. 40-50 yaşları arasında kaçınılmaz olarak bedenimizden soğuyacağız ve yaşlandığımızı düşüneceğiz. Ancak yaşlanacak olmamız çirkinleşeceğimiz veya elden ayaktan düşeceğimiz anlamına gelmiyor.

O yüzden size en büyük tavsiyelerimden birisi sigara ve alkolu hayatınızdan uzaklaştırmanız olacaktır. Hatta size bir yazı önereyim.

Yazının konusu: Dünyadaki herkes aynı gün içerisinde sigarayı bırakırsa, bilimsel araştırmalar ve istatistiksel hesaplamalar göz önüne alınarak dünyada neler değişirdi? Okumak için "buraya" tıklamanız yeterli.


10- Bakım ürünleri satın al, erkek kız fark etmez

Cildine ve görünüşüne iyi bakma olayını nasıl kızlar sahiplendi aklım almıyor. Tamam erkeklere makyaj yapsınlar demiyorum. Ama erkek berberlerinde (kuaför demeyeceğim çünkü berber onun adı şimdi lüzum yok samimiyetsizliğe) çok sık görüyorum ki insanlar kil maskesinden tutun, sir ağdayla sakal, burun, kulak içi kıllarını aldırıyorlar. Bunda gocunulacak bir şey yok. Kişisel bakım kendinizi iyi hissetmenize sebep olur.

Örneğin siyah nokta bantları, cilt rengi düzenleyici kremler, kıvırcık saçlar için kabarıklığı önleyen kremler ve bunlar gibi bir çok bakım ürünleri alabilirsiniz. Siz kendinizi ne kadar hoş bulursanız, diğerleri de sizi o kadar hoş bulacaktır. Aslanın kral olması fil kadar güçlü olmasından veya çita kadar hızlı koşmasından dolayı değildir. Aslan kraldır çünkü öyle davranır.

Depresyondan çıkmak isteyen bir insan depresyondan çıkmak adına atılacak en büyük adımı zaten atmıştır. "İstemek"

Eğer bu yazıyı okuyorsanız zaten en büyük adımı attınız. Depresyondan çıkıp omzunuzdaki yükü bırakmak istiyorsunuz. Şimdi sırada yapmanız gereken diğer küçük şeyler var. Umarım bu yazı sizin, hayatınızı yolunuza koyma mücadelenizde yardımcı bir yazı olur. Hepinize huzurlu gelecekler diliyorum, yorumlarınızı eksik etmeyin efendim. Herkesin yorumunu cevaplıyorum :)

Tavsiye yazı: "Çok mutsuzum, mutlu olmam için ne yapmam gerek?"

Kim bu İkram

Adım İkram, önceden buraya yaşımı yazıyordum ancak her sene değiştiği için şu anda 1999 doğumluyum demeyi tercih ediyorum. Marmara Üniversitesi'nde Almanca Tercümanlık bölümü öğrencisiyim. 2016'dan beri ara ara buraya bir şeyler karalıyorum ve senede bir bile olsa cebime para geçmesini sağlıyorum. Bana destek olmak isterseniz blogumu favorilerinize ekleyin de arada sırada açıp bakın, hangi konularda nasıl boş yapmışım.. Unutmadan bir de yorumlarınızı okumayı çok seviyorum. Her "yeni yorum bildirimi" geldiğinde kalbim pırpır atıyor haberiniz olsun :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır